B Harfi – Deyimler ve Anlamları 3

Bıçak kemiğe dayanmak : Sıkıntı, zahmet, artık dayanılamayacak bir duruma gelmek. Bıçak sırtı: -1. Çok az (fark, zaman), -2. Çok yakın ...


Bıçak kemiğe dayanmak : Sıkıntı, zahmet, artık dayanılamayacak bir duruma gelmek.

Bıçak sırtı: -1. Çok az (fark, zaman), -2. Çok yakın (aralık).

Bıkkınlık gelmek (birine) : Ondan bıkmak, usanmak, bunalmak.

Bıkkınlık vermek (bir şey birine) : Bir şeyi tekrarlaya tekrarIaya karşısındakini usandırmak.

Bıyığı (bıyıkları) terlemek : Bıyığı yeni çıkmaya başlamak.

Bıyık altında gülmek : Birinin içinde bulunduğu duruma alay ederek, belli etmeden gülmek.

Bıyık bırakmak : Bıyıklarını kesmeyip uzatmak.

Biçilmiş kaftan : Bir işe, kimseye en uygun , en elverişli olan.

Bildiğinden şaşmamak: Hiçbir şeyden etkilenmeyip, doğru saydığı davranışını sürdürmek. (Kars. Gürültüye pabuç bırakmamak.)

Bildiğini okumak (yapmak): Başkalarının sözüne kulak asmadan is tediği gibi davranmak.

Bile bile : Bilerek, isteyerek; kasıtlı olarak, kasten.

Bile bile lades : Aldandığını bildiği halele hiç itiraz etmeme, bunu kabul etmiş görünme.

Bileğine güvenmek : Kendi gücün, bilgisine, yeteneğine güvenmek,

Bileğinin hakkıyla : Kendi çalışması ve gücüyle.

Bilincine varmak (bir şeyin) : O şeyi iyice anlamak, kavramak; gerçekliğini görmek.

Bilir bilmez: Yarım yamalak bilerek; eksik bilgi ile.

Bilmezlikten (bilmemezlikten) gelmek: Bilmiyor görünmek.

Bilmiyorsun (bilmediğin) bu boku, git mektebinde oku : “Mademki bu şeyi bilmiyorsun, niçin uğraşıp duruyorsun? Bari öğren, sonra gel, uğraş.” anlamında.

Binde bir: Çok seyrek olarak; nadiren.

Bin dereden su getirmek : Birini kandırmak için bir yığın gerekçe ileri sürmek, aldatıcı sözler söylemek; kırk dereden su getirmek.

Bindiği dalı kesmek: Yarar sağladığı bir şeyi ortadan kaldırmak, ken disi için zararlı duruma getirmek.

Bini aşmak : Çok fazla olmak.

Bini bir paraya : Pek çok, bol.

Binin yarısı beş yüz (o da bizde yok) : “Tasalanmana gerek yok.” anlamında avutma sözü.

Bin kat: Başka şeyle karşılaştırılamayacak ölçüde çok.

Bin pişman olmak: Yaptığı şeyden çok pişman olmak.

Bin tarakta bezi olmak : Çok şeyle uğraşmak.

Bin yaşa : Çok yaşa anlamında.

Bir abam var atarım nerede olsa yatarım : “Yalnız yaşayan bir kimseyim, basit bir yaşama tarzım vardır, her yerde kalabilirim.” anlamında.

Bir ağızdan : Hep birlikte, beraberce.

Bir âlem : Kendine özgü şaşırtıcı nitelikleri olan.

Bir allanın kulu : Herhangi bir kimse.

Bir an : Çok kısa bir süre.

Bir an önce (evvel) : Olabildiğince çabuk.

Bir anlamda : Anlamlarından birine göre.

Bir anlık: Pek kısa bir süre içinde olan.

Bir ara (aralık) : 1. Bir süreç içindeki kısa bir süre; 2. Eskiden, eski bir zamanda.

Bir araba laf: Bir yığın gereksiz, yersiz söz.

Bir araya gelmek : Toplanmak; buluşmak.

Bir araya getirmek: 1. Derlemek, toplamak. 2. Birleştirmek.

Bir arpa boyu yol gitmek : Önemsiz denecek kadar az ilerleme sağlamak.

Bir aşağı bir yukarı (dolaşmak, yürümek) : Amaçsızca, bir yerde oradan oraya (dolaşmak, yürümek vb.)

Bir atımlık (atım) borutu olmak (kalmak) : Bir konuda yapabileceği pekaz şey kalmak; gücü, olanakları tükenmeye başlamak.

Bir ayağı çukurda (olmak) : Çok yaşlanmış (olmak); ölüme epeyce yakın (olmak).

Bir bakıma : Değişik bir görüşe göre, başka bir yönden bakılırsa.

Bir baltaya sap olmak : Belirli bir iş tutmak, bir meslek sahibi olmak.

Bir bardak suda fırtına koparmak : Önemsiz denecek kadar küçük bir sorunu büyütüp, kavga konusu yapmak.

Bir başına : Yalnız olarak, yanında hiç kimse bulunmadan.

Bir baştan (uçtan) bir başa (uca) : Bir yerin bir sınırından öbür sınırına kadar.

Bir ben bilirim, bir de Allah : “Çektiğim sıkıntı ve üzüntüleri ben ve Allah’tan başka kimse bilmez.” anlamında.

Bir bildiği olmak : Kendine göre bir düşüncesi olmak.

Bir bir: Teker teker, ayrı ayrı.

Birbirine düşmek : Aralarında anlaşmazlık çıkmak.

Birbirine girmek: 1. Kavga etmek. 2. Heyecanla oraya buraya koşuşmak.

Birbirinin gözünü oymak : Aralarındaki geçimsizlik nedeniyle kavga etmek.

Birbirini yemek : Sürekli kavga etmek, anlaşmazlık içinde olmak.

Bir bu eksikti: “Dertler, sorunlar yetmiyormuş gibi şimdi bir de bu çıktı.” anlamında.

Bir çırpıda : Çabucak, çok kolay biçimde.

Bir çift söz : Birkaç söz.

Bir çuval inciri berbat / murdar etmek : Yolunda giden bir işi, yanlış bir hareketle ya da sözle bozmak.

Bir dediği bir dediğini tutmamak : Söyledikleri birbirine uymamak, tutarsız konuşmak.

Bir dediğini (söylediğini) iki etmemek (ikiletmemek): Onun her istediğini yerine getirmek.

Bir dediği iki olmamak (edilmemek): Her isteği yerine getirilmek

Bir dereceye kadar: Makul bir ölçüye kadar, belli bir noktaya kadar; nispeten.

Bir deri bir kemik (kalmak) : Vücutça çok zayıf (düşmek), zayıflamış (olmak).

Bir dirhem bal için bir keçiboynuzu çiğnemek : Faydası az zahmeti çok bir işle uğraşmak.

Bir dizi: Birçok, bir yığın.

Bir dokun bin ah işit / dinle: “İnsanların dertlerini biraz deşmeye gör; hemen her türlü şikâyetlerini dile getirirler.” anlamında.

Bir don bir gömlek (kalmak, bırakmak) : Yarı çıplak, yoksul bir durumda (kalmak, bırakmak).

Bir dostluk kaldı: Satıcıların malları azaldığı zaman kullandıkları özendirme sözü.

Bire bir (gelmek): (İlaç için) Kesin ve etkili (olmak).

Bir elin beş parmağı gibi: Birbirinden hiç ayrılmayan; aralarında her hangi bir ayırım gözetilmeyen (kimseler)

Bir eli yağda bir eli balda (olmak) : Zenginlik, bolluk içinde (olmak).

Bire (beş, on, yüz…) vermek : (Buğday, arpa, nohut, fasulye gibi ürünler için) Toprak atılan tohumun belli bir katı kadar ürün vermek.

Bir günden bir güne : Hiçbir zaman.

Bir güzel: Çok iyi, iyice, güzel bir biçimde.

Bir hal olmak : 1. Bir şeyi çok yapmaktan usanmak, bıkmak; fenalık gelmek. 2. Davranışlar, huyu değişmek. 3. Bir kazaya uğramak, ölmek.

Bir hayli: Oldukça çok, epeyce.

Bir hiç uğruna : Amaçsızca, boşu boşuna.

Bir hoş : 1. Tatlı bir hoşluk içinde olan. 2. Garip, yadırgatıcı, tuhaf.

Bir içim su : Çok güzel (kadın, kız).

Bir iğne bir iplik kalmak : Bir üzüntü, hastalık vb. nedeniyle çok zayıflamak.

Bir iki demeden (derken) : Karşısındakine vakit bırakmadan, hiçbir şekilde duraksamadan.

Bir kalemde : Toptan, bir işlemde.

Bir kapıya çıkmak : Hepsi aynı sonuca varmak, aynı anlama gelmek; aynı kapıya çıkmak.

Bir kaşık suda boğmak (birini) : Bir kimseye çok kızmak; kin duymak.

Bir kenara bırakmak (bir şeyi): Orta Önem vermemek, onu dikkate almamak.

Bir kenara çekilmek : İlgisini kesmek; sorumluluk almamak.

Bir kere : Aslında, gerçekte.

Bir kıyamettir gitmek (kopmak): Çok fazla gürültü, patırtı, telaş olmak.

Bir kol çengi: Esprili söz ve davranışlarıyla çevresine neşe saçan kimseler için söylenir.

Bir kofluğa iki karpuz sığdırmak : Aynı zaman içinde iki işi birden yapar durumda olmak.

Bir köroğlu bir ayvaz: Kan kocanın çocuklarının olmadığını, yalnız yaşadıklarını belirtmek için söylenir.

Bir köşeye ayırmak (atmak, koymak) (bir şeyi): Bir şeyi gerektiğin de kullanmak üzere bir yere koymak, biriktirmek, saklamak.

Bir köşeye çekilmek: Etkin görevi bırakmak. (Kars. İnzivaya çekilmek.)

Bir kulağından girip öteki (öbür) (bir) kulağından çıkmak : Söylenilenlere önem vermemek, hiç uymamak, onları dikkate almamak.

Bir lokma bir hırka : Azla yetinmeyi, dervişçe yaşamayı anlatan haya) görüşü.

Bir paralık etmek (birini): Onu utanılacak bir duruma düşürmek, rezil etmek; beş (on) paralık etmek.

Bir paralık olmak : Değersiz, onursuz, kötü duruma gelmek; beş (on) paralık olmak.

Bir pire için yorgan yakmak: Küçük bir zarardan kurtulmak için çok büyük bir zararı göze almak.

Bir punduna getirmek : Bir iş için en uygun durum ve zamanı yoklamak; punduna getirmek.

Bir saati bir saatine uymamak: Tutum ve davranışları sürekli değişmek, tutarsız olmak; saati saatine uymamak.

Bir sıkımlık canı olmak : Kısa boylu, cılız ve güçsüz olmak.

Bir sürü : Çok sayıda, pek çok, birçok.

Bir şeyciği kalmamak: İyileşmek, iyi olmak.

Bir şeye benzememek : İşe yarar, beğenilir ve istenir durumda olmamak.

Bir şeyler (şey) olmak : 1. Huy ve davranışları değişmek. 2. Fenalık gelmek, bayılacak gibi olmak. 3. Herhangi bir kötü durum başından geçmek.

Bir tahtası eksik : Pek akıllı olmayan, delice İşler yapan (kimse); tahtası eksik.

Bir taşla iki kuş vurmak : Bir davranışla, yararlı iki sonuç elde etmek.

Bir tek atmak : Bir kadeh içki içmek.

Bir temiz : Adamakıllı, iyice, güzelce.

Bir tuhaf: Garip, alışılmadık, yadırgatıcı (biçimde).

Bir tuhaf olmak : Üzülmek, yadırgamak, ne yapacağını bilememek.

Bir tuhaflığı olmak: Kendini iyi hissetmemek, rahatsızlığı olduğunu anlamak.

Bir tutmak (görmek) : Aynı derecede görmek, farksız olduğunu kabul etmek, eşit saymak.

Bir türlü : 1. Ne yapıp yapıp; hiçbir biçimde. 2. (Yinelemeli biçimde) Bir eylemin yapılması ile yapılmamasının aynı derecede tedirginlik verici olduğunu belirtir. 3. Bir başka çeşitten.

Bir vakitler (bir vakit) : Vaktiyle, eskiden, geçmiş zamanda; bir zamanlar.

(Biri, bir şey) bir yana, dünya bir yana : Bir kimseye ya da şeye aşırı ölçüde değer verildiği zaman kullanılır.

Bir yastığa baş koymak : (Bir erkek bir kadın) Evli olmak, hayatını evli olarak sürdürmek.

Bir yaşına daha girmek : Şaşılacak yepyeni bir durumla karşılaşmak.

Bir yerde : Belli bir aşamada, belli bir noktada, bir bakıma.

Bir yığın : Birçok, pek çok, çok miktarda.

Bir yolunu bulmak : Amaca ulaştıracak çareyi, fırsatı, İmkânı bulmak.

Bir zamanlar (zaman) : Vaktiyle, eskiden, geçmiş zamanda.

Bitkin düşmek : Çok yorulmak ; halsiz düşmek.

>>>>> devam et >>>>>

YORUMLAR

Ad

Astrolojik Bilgiler,21,Atasözleri Sözlüğü,42,Batıl İnançlar,9,Botanik Bahçe,18,Buluşlar,8,Cennet Vatan,18,Deyimler Sözlüğü,42,Dini Bilgiler,39,Dünyadaki İlkler,10,Dünyadan Sırlar,8,Dünyanın Enleri,28,Enteresan Olaylar,16,Fallar Tarotlar,7,Farklı Canlılar,48,Faydalı Bilgiler,43,Foto Galeri,20,Gezilecek Yerler,14,Hiç Bilmediklerimiz,24,İcatlar Mucitler,19,İlginç Bilgiler,62,İsim Sözlüğü,26,Kainatın Gizemleri,5,Kehanetler,7,Kimdir,31,Kültür Mirasları,9,Müzik Aletleri,7,Neden,23,Nedir,52,Otomobil Dünyası,7,Pratik Bilgiler,6,Rekorlar,9,Rüya Tabirleri,29,Sağlıklı Yaşam,49,Sırlar Gizemler,13,Sözler Mesajlar,12,Sözlükler,6,Şifalı Bitkiler,36,Şifalı Taşlar,27,Tarihi Bilgiler,48,Taşıtlar Alemi,11,Yanlış Bildiklerimiz,13,Zeka Soruları,13,Ziyaretçiler,17,
ltr
item
Bunu Biliyor muydunuz ?: B Harfi – Deyimler ve Anlamları 3
B Harfi – Deyimler ve Anlamları 3
https://1.bp.blogspot.com/-HoJDrCAQ4DU/WYaeacwHx6I/AAAAAAAAFL0/V_Q5BEon56UN2J9EnT8tH065RcjK0dG6wCPcBGAYYCw/s320/deyimler%2Bs%25C3%25B6zl%25C3%25BC%25C4%259F%25C3%25BC.jpg
https://1.bp.blogspot.com/-HoJDrCAQ4DU/WYaeacwHx6I/AAAAAAAAFL0/V_Q5BEon56UN2J9EnT8tH065RcjK0dG6wCPcBGAYYCw/s72-c/deyimler%2Bs%25C3%25B6zl%25C3%25BC%25C4%259F%25C3%25BC.jpg
Bunu Biliyor muydunuz ?
https://www.bunubiliyormuydunuz.com/2016/11/b-harfi-deyimler-ve-anlamlar-3.html
https://www.bunubiliyormuydunuz.com/
https://www.bunubiliyormuydunuz.com/
https://www.bunubiliyormuydunuz.com/2016/11/b-harfi-deyimler-ve-anlamlar-3.html
true
8184004074410021001
UTF-8
Yüklenen Tüm Sayfalar Hiçbir mesaj bulunamadı TÜMÜNÜ GÖR Devamını Oku Cevap Cevabı iptal et Sil By Ana Sayfa Sayfalar Yayınlar Tümünü Gör SİZİN İÇİN ÖNERİLER Başlık ARŞİV ARA TÜM YAYINLAR bunubiliyormuydunuz içinde arama sonucunuz bulunamadı Ana Sayfaya Dön Pazar Pazartesi Salı Çarşamba Perşembe Cuma Cumartesi Paz Pzt Sal Çar Per Cum Cmt Ocak Şubat Mart Nisan Mayıs Haziran Temmuz Ağustos Eylül Ekim Kasım Aralık Oca Şub Mar Nis May Haz Tem Ağu Eyl Eki Kas Ara Şimdi 1 dkönce $$1$$ minutes ago 1 saat önce $$1$$ hours ago Dün $$1$$ days ago $$1$$ weeks ago 5 haftadam daha önce İzleyiciler Takip et Bu Premium İçerik Kilitli Açmak için adım 1: Sosyal bir ağda paylaşın Açmak için adım 2: Sosyal ağınızdaki bağlantıya tıklayın Tüm Kodu Kopyala Tüm Kodu Seç Tüm Kodlar Panoya Kopyalandı Kodları / metinleri kopyalayamıyorsanız, lütfen kopyalamak için [CTRL] + [C] (veya CMD + C tuşlarına) basın